|
Gözü ileride gönlü geride olan kimse yola
gidemez.
Biz dile söze bakmayız. Biz içe ve hale bakarız.[1][1]
Aykırı Gerçekler
Belediye oluşumuzun ilk yılı. Girmana’nın yolu, bildiğiniz gibi bizim belediyenin kapısından geçer. Işte, belki de bundan dolayı Girmana, yeni adı Ipekyolu belediyesinin birkaç personeli, geçerken bize uğradılar. Belediyenin yeni kurulmuş olması vesilesi ile hayırlı olsun dileklerini dile getirdiler. Otuz, belki kırk dakika oturdular. Havadan sudan derken belediye ve belediye başkanı icraatlarına geldi sıra. Bizim 1999 yılı içinde henüz birkaç aylıkken bahse değer bir icraatımız yoktu. Çoğunlukla onlar anlattı, biz dinledik. Biz sorduk onlar anlattı… Muhatabımız, Girmana belediyesinin birkaç işçisi idi ve konuşma bizim odada, bizim işçilerle, daha çok benimle, onlar arasında geçiyordu. Girmana’nın iktidardaki başkanı 1999 seçimlerini kayıp etmişti. Bu işçilerden biri konuşmanın bir yerinde, eski başkanı kastederek “devirdik” dedi. Konuşmanın bir başka bölümünde, bir başkası: “Adamda iki yüz kamyon kadar kum taşıdı buralara, bütün dereleri köprülerle donattı,” dedi. Diğeri buna karşılık, “köprülerde çürüktü...” filan dedi. Yine konuşmanın bir başka yerinde öbürü: “Bir belediye binası yaptı ki, basamaklar, tabanlar mermer, koskocaman, bizim gibi bir belediyenin bir asırlık gereksinimini karşılar, hele bir göresin.” dedi. (Bu haberin doğruluğunu, farklı zamanlarda başkalarının ağzından da duydum.) Buna cevaben bir başkası, “kardeşim o kadar büyük bir belediye binası bizim neyimize; çuvalla parayı götürdü oraya gömdü. O parayla aslında şunu, şunu yapmak daha doğru idi,” dedi!.. *** Usta abinin öncülük ettiği bir çalışma sonucunda Beldemiz Ilk Öğretim Okuluna bando çalgı takımı, ses sistemi, Tv, Dvd, öğrenci sıra ve masaları vb. şeyleri alındı. Bundan öncede Okulumuza, Derneğimizin neler yaptığını yazmıştım… Usta abinin sağlık ocağı yapımı hususundaki fikri, çoğunluğun bakışından farklı. Olabilir! Usta abinin yapmak istediği ve yaptıkları hususunda da, farklı fikirleri olanlar olabilir. Buda normal… Demokrasinin varlık sebebi, aykırılıklardan yeni yollara, fikirlere ulaşabilmek ve aykırılıkların, kendi fikirlerinin doğruluğunu ispatlama sürecinden sonuçta insanlığa yararlı neticeler elde etmektir.. Girmana’nın eski Belediye Başkanı, elindeki imkanları: maddi ve manevi enerjilerini belediye binasını yapmak için kullandı. Sende bir muhalif, aykırı/ farklı biri olarak, en iyisini ve en doğrusunu ben bilirim, ben yaparım diyor, Belediye binası yerine bir okul yada başka bir şey yapılmasını doğru buluyorsan; fikri mücadele ile bu akışı değiştiremedinse, elindeki bütün imkanları ve enerjini kullanarak bir okul yapmalısın(yapılmasına öncülük etmelisin) yada yapmak için çalışanlara elinden gelen desteği vermelisin… Işte o zaman, çoğunluk taraftar bulan, iki aykırı fikirde uzun vadede kendilerini ispatlayarak, yöreye hem “okul”, hem de “hizmet binası” yapmış olur… Bundan kim kazanmış olur: Memleket, tabii ki o yörenin insanı. Ampulün yanması için, elektriğin iki fazının da aynı anda bir araya gelmesi gerek. Fakat, sosyoloji biliminde, aynı anda bu kutuplar bir araya gelmiyor. Biri diğerinden daha önce yada daha sonra geliyor, geliyor ve hayatımız daha da aydınlanıyor, zenginleşiyor. Aykırılıklar kavga ve yıkıma götürülmediği sürece saygıya değer. Insanlık için büyük bir cevher ve zenginliktir. Çünkü, sonuçta insanlığın kaybından daha fazla oluyor kazancı. Bunca zamanı ve enerjiyi daha verimli kullansak, her ikisini de aynı anda yapsak falan diyen sesleri duyar gibi oluyorum… Kaç zaman ve mekan(ülke) hatırlıyorsunuz ki; ulusal çapta ekonomik kalkınmayı ülkenin her yerine aynı anda yaymış-her yeri eşit ölçüde gelişmiş; ekonomik gelişmesi ile demokratik gelişmesi denk olmuş; ulusal çapta benzer meslekler ile işleri dengeli yaymış; buralarda çalışanlar arasında gelir dağılımında adaleti sağlamış olsun. vb. vb… æ Bu gerçekleşmiş, gerçekleştirilmekte ve gerçekleştirilebilir olsa idi çok iyi olurdu. Ama olmuyor! Bu gibi düşünce ve arzular, büyük ve yararlı bir ideal olarak, insanlığın enerji kaynağı konumunda kalacakmış gibi görünüyor. *** Abi, ben gittim ki… Adamlar kendince işi bitirmiş, seviniyorlar. O, “A…” var ya, kalkmış birde bu işi ben bağladım diyor. Sanki bir marifetmiş gibi. Kardeşim bununda boyuna bakan, adam sanır… Hele “B…”ye ne demeli? Aman Allah’ım! Allah akıl dağıtırken bunlar nerdeymiş, cok cok… Baktım ki işler olacakmış gibi değil.. Herkes bir havada. Biliyorsun bizimkiler zaten bir alem!.. Hemen devreye girdim… Satıcıya dedim ki, bak kardeşim, sen bunu, bunu bu fiyata veriyor musun? Yani biz öyle şey, değiliz. Zaten ben, bu işleri bilirim. Yılarca ben, x… işi yaptım. Yutar mıyım. Ha… Bu böyle olmuyorsa, malınız sizde kalsın. Hadi bunlar şeydi, sende hiç mi vicdan yoktu, Allah’ını seven, dedim? Masaya yumruğumu vurdum! Beyefendi ben bu işi, bu memlekete hizmet için yapıyorum. Kendim için, bir şey bekliyorsam namerdim… Işimi gücümü bıraktım, uğraşıyorum! Doğmamış yetimin hakkı var bu parada. Kimseye yedirmem… Bir hayırda sen yap, başka bir yere gitmeyelim dedim ve işi bu fiyata bağladım!..Yoksa şey, olacaktı… Hele ki ben, devreye girdimde ondan………………………….! Elbetteki bu satırlar narsizm, şişirilmiş bir benlik, kendini beğenmişlik ve kibir; kendi dışındakileri küçümseme ve horlama kokuyor. Sevgi ve dolaysıyla saygı temelli insan ilişkisine dayanmayan bir bakış bu. Ama ne yapacaksın ki, bu bir realite ve doğru, hoş olmayan bu özellikler, çoğu zaman insanların çalışma azimlerinin en güçlü yakıtı olabiliyor… Ben var ya ben!... Ben olmasam bunu kimse yapamaz… Her şeyin, en şeyini ben bilirim, en şeyini ben yaparım; çünkü ben en şeyim(!?) Insana, bundan daha büyük bir gaz verme yolu yada yöntemi biliyor musunuz?
***
1928 tarihinde Ülkemizdeki Traktör sayısı 2000 civarı. Bu gün, dünyaya her yıl ihraç ettiğimiz traktör sayısı 10 000(on bin)‘ lerle ifade ediliyor. Ya otomobil ihracatımız? Yılda yüz binlerle ifade ediliyor. Hem de, üretim kalitesi yüksek derecede itibar gören bir özellikle. Demek ki bunca hırsızlığa, uğursuzluğa rağmen, yinede gurur verici çok şeyler yapılmış. Her iktidar, her lider, her önder ve her öncü onca eksiğe, gediğe ve yanlışa rağmen bu memleketi bu noktaya getirmişler. Daha iyisi de olabilirdi… Yalnızca rahatsızlık ifade etmek, kusur aramak; kulp takmak, eksik ve yanlışlardan dem vurmak, sorumluluktan kaçmaktır. Kötü niyetliliktir. Her şeye rağmen, bu başarıyı gösterenleri; hizmet ve öncülük etmek için yarışanları da takdir, teşekkür ve minnetle anmakta, büyük bir insani görevdir. Hiçbir şey yapmıyorsak bunu yapalım. Yapalım ki, bu heyecan teşvik ve tahrik edilsin ve hep canlı kalsın. Usta abi, etmiş olduğu öncülük ile elde ettiği parayı bu şekilde kullandı. Birileri, öyle değil de şöyle kullanılsaydı daha iyi olurdu diyor! Belki de olurdu. Kim bilir? Fakat o, elli yıllık sıraları ve sandalyeleri değiştirdi, yeniledi… Elli yıldır bir bando takımı ve seslendirme sistemi yoktu okulumuzda, ama şimdi var etti vb...vb… Derneğimiz geçen yıl okula bilgisayar; belediyeye araç vb… mal ve malzemeleri getirdi ve okulun birçok ihtiyacını karşıladı. M. Akbaba kaliteli bir yazıcı aldı. Gülşen’ler Sağlık ocağına lojman yaptırdı. Istanbul’da oturan iki değerli hemşerimizin katkıları ile spor sahası yapıldı. Kimilerinin yakınlarına bile yüz euro göndermek için kırk kez düşündüğü bir dönemde V. Sevim, şu kadar parayla bir umun WC. yaptırıyor. Ve şimdilerde, Derneğimizin öncülüğünde bir çok değerli insanımızın Okul projesi için canla başla çalıştığı haberlerini alıyoruz. Ve daha niceleri neler yaptı, neler yapmakta ve neler yapacak, neler… Sende her şeye burun bükme. Eleştirilmeyi göze al ve eleştirilecek (karalanacak, kulp takılacak, küçümsenecek büyük) bir yararlı işte sen yap… “Ya bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Yada Yoldan çekil…”€
19 Nisan 2005 / Fethiye a.s.
[1][1] Hacı Bektaşi Veli
æ(ABD’nin en büyük şirketlerinin %30’unu silah sanayi oluşturuyor.)
€ M.Sekman’ın bir kitabının adı: “Ya bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Yada Yoldan çekil…” . Not: 1-Yazımda bilerek, Belediye Başkanlarımızın icraatlarından bahsetmedim. Ilerde(yakın olmayan) bir gün, bunlardan da bahsetmeyi arzu ederiz!
2-Eleştiri:Bir insanı, bir eseri, bir konuyu, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek maksadıyla inceleme işidir. Fakat, yalnızca yanlıştan bahsetmek, yanlışı görmek, yanlışı göstermek; yada yalnızca başarıdan bahsetmek, başarıyı görmek ve göstermeye çalışmak yanılgı, yanlış, kötü niyetlilik ve taraf tutmak adam kayırmaktır. Girmana’lı arkadaşların konuşmaları eleştiri değil; kayırma yada karalamadır. Biri koskocaman ve çok güzel bir belediye binası yaptı diyor; diğeri, çuvalla parayı götürüp yere gömdü, bunun hiçbir anlamı yok diyor… Bir bakıma ikisi de doğru. Eleştiri yapan adam, aslında bu iki adam gibidir. Olaylara çok yönlü bakar ve bir şeyi ak yada kara görmek yerine; aklıktaki karayı yada karadaki akın oluşturduğu gri tonu tespit etmeye çalışır. Bu yazımda, eleştiri kavramını kimi zaman eleştiri anlamında, kimi zaman karalamak, kusur aramak anlamında kullandım.Yada kavram, sözcük olarak aynı olmasına rağmen içine bu anlamları koydum. Çünkü, gerçekte böyle yapılıyor. Yani eleştiri, eleştiri olmaktan çıkarılıyor!.. 3- Olaylara olumlu bakışımızdan, kendini beğenmişliği, üstün görmeyi; kavgacılığı ve kötü niyetliliği tasvip, tevcih, tercih ve tavsiye ettiğimiz şeklinde bir sonuç çıkarılmamalı! Niyetimiz yalnızca, aykırılıklardaki pozitif yanı görmek ve göstermeye çalışmaktır!
4- Anlatımın yapısı gereği, beldemiz insanına hizmeti geçen her değerli insanın, isimlerinden bahsedemedim. Bu yazıyı, Usta abiyi vesile ederek, beldemiz insanları arasındaki dayanışma ruhuna katkı sağlamak ve Fethiye’liler arasındaki bağı canlı tutmak niyeti ile yazdım. Elimizden gelen budur; tabii ki, takva bizden, takdir Huda’dandır!..
|